Öfkem:
Daha fakirde oldun, daha zenginde. Daha çok sevildiğinde oldu, daha çok nefret edildiğinde. Daha büyük başarılarında oldu, efsanevi salaklıklarında.
Ne olursa olsun, hayatın kişi başına düşen mutluluğu ve hüznü bellidir. Kimse bir diğerinden daha fazla alamaz.
Zenginler, başarılılar sürekli sırıtır mı sanırsın? Fakirler, bitmişler sürekli ağlar mı sanırsın?
Ne birader bu hırs? Daha mutlu olmayacaksan, neden hep umut ediyorsun? Nasıl anlayamıyorsun, elde edebileceğinin bu kadar olduğunu?
Dur artık, bir dur. Bir bak sahip olduklarına. Sevin ulan bir kere, neleri başardım diye! Koy geçmişine paranın, kariyerin, cep telefonunun. Elmanın tadına bak lan bir kere! Tahtanın desenlerini incele.
Merak et ulan bu hayatı! Milletin ne yaptığına değil, gözüne bak bir kere. Aklını görmeye çalış, hissetiklerini hissetmeye çalış.
Anlat herkese, sürekli anlat. Doğruyu yanlışı boşver, iyiyi kötüyü anlat.
Kurtar ulan bu insanları, kurtar bu dünyayı.
Sorumluluğum:
İyi de, eve kim ekmek götürecek? Ne diyeceğim, doğmamış çocuğumu özel okula yazdıramayınca? Ben varım tüm dediklerine ama ailem haketmiyor mu bütün umutlarını elde etmeyi? Ben insanları kurtarırken, aileme kim bakacak?
Bu bir savaş. Kazanmak zorundayım. Kendim için birşey sağlamayacak kazanacağım zafer. Ama sorumlu olduklarım?
Lanlı lunlu da konuşma ayrıca, evli barklı adamım.
11 Eylül 2012 Salı
7 Eylül 2012 Cuma
Atamdan Anladığım
Atamdan anladığınız:
Mustafa Kemal kalksa da memleketi kurtarsa, düşmanlarımızı dövse, tekrar bizi hizaya getirip huzur içinde kabrine dönse.
Atamdan benim anladığım:
Düşman, düşmandır. Saldıracaktır, bizi zayıflatmak için elinden geleni yapacaktır. En akıllıca saldırıların mümessili olacak, belden aşağı vuracaktır.
Bu ahval ve şeraitte bizler memleketi savunacak, düşmana geçit vermeyeceğiz. En akıllıca savunmaları yapacak, gerekirse bir karış toprağımız için canımızı vereceğiz. Vatanın salahiyeti sağlanana kadar ya da son damla kanımız toprağa karışana kadar vatanı müdafaadan vazgeçmeyeceğiz.
Peki şu anki durum nedir?
Düşman saldırmaktadır. Elinden geleni yapmakta, en akıllıca saldırılarını gerçekleştirmektedir. Düşman vazifesini yapmaktadır.
Biz, düşmanın neden böyle yaptığını düşünmekteyiz. "Ayıp oluyor, hocam!", "Ağzını kırarım senin!", "Ulan bu sefer bıçak kemiğe dayandı, bak neler yapıcam sana!" demekteyiz.
Sonuç, düşman hala saldırmaktadır. Hala hergün şehit vermekteyiz. Hala düşmanın istediği yönde savaş ilerlemektedir.
Demek ki, savunmamız yeterli değildir.
Bu durumda, Allah saklasın Atam bir kalkarsa; önce akıllı saldırıları sebebiyle saygı duyduğu düşmanı def edecek. Sonra icazete düşen bizim suratımıza tükürecektir.
Mustafa Kemal kalksa da memleketi kurtarsa, düşmanlarımızı dövse, tekrar bizi hizaya getirip huzur içinde kabrine dönse.
Atamdan benim anladığım:
Düşman, düşmandır. Saldıracaktır, bizi zayıflatmak için elinden geleni yapacaktır. En akıllıca saldırıların mümessili olacak, belden aşağı vuracaktır.
Bu ahval ve şeraitte bizler memleketi savunacak, düşmana geçit vermeyeceğiz. En akıllıca savunmaları yapacak, gerekirse bir karış toprağımız için canımızı vereceğiz. Vatanın salahiyeti sağlanana kadar ya da son damla kanımız toprağa karışana kadar vatanı müdafaadan vazgeçmeyeceğiz.
Peki şu anki durum nedir?
Düşman saldırmaktadır. Elinden geleni yapmakta, en akıllıca saldırılarını gerçekleştirmektedir. Düşman vazifesini yapmaktadır.
Biz, düşmanın neden böyle yaptığını düşünmekteyiz. "Ayıp oluyor, hocam!", "Ağzını kırarım senin!", "Ulan bu sefer bıçak kemiğe dayandı, bak neler yapıcam sana!" demekteyiz.
Sonuç, düşman hala saldırmaktadır. Hala hergün şehit vermekteyiz. Hala düşmanın istediği yönde savaş ilerlemektedir.
Demek ki, savunmamız yeterli değildir.
Bu durumda, Allah saklasın Atam bir kalkarsa; önce akıllı saldırıları sebebiyle saygı duyduğu düşmanı def edecek. Sonra icazete düşen bizim suratımıza tükürecektir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)