8 Mart 2012 Perşembe

Doğa Ana ile Röportaj

Ben: İnsanı hayvandan ayıran yegane fark "düşünebilmek"tir. Biz düşünebiliyoruz, bu sebeple hayvanlardan üstünüz. Biz düşünebiliyoruz, bu sebeple saygı görmeliyiz. Biz düşünebiliyoruz, bu sebeple dünyayı biz yönetmeliyiz.

Doğa Ana: Yılanın zehiri, aslanın pençesi, insanın aklı. Ne için kullanırsın evlat, düşünebilmeyi? İlkel benliğinin farkında mısın? "Saldırı, savunma, cinsellik". Başka birşey için düşündüğün oldu mu? İcatların ne için?

Ben: İşimizi kolaylaştırdılar, hastalıklara çare bulduk, teknoloji ürettik. Dünya'nın her yerine gidebiliyoruz be ana. Eskiden gripten ölürmüşüz, grip bile olmuyoruz bir aşıyla.

Doğa Ana: Şimdi ölmüyor musunuz?

Ben: ...

Doğa Ana: Sadece saldırmak, savunmak ve üremek için düşünüyorsun salak çocuk. Daha iyi saldırabilmek için, daha iyi savunabilmek için, daha çok üreyebilmek için bütün haltların. AIDS olan köpek gördün mü hiç? Verem olan gördün mü? Ebola virüsü öldürür mü bir ineği?

Ben: Ama en azından en iyi savunma mekanizması bizimki. Dünyayı biz yönetiyoruz.

Doğa Ana: Dünyayı ben yönetiyorum. Sizin savunma mekanizmanız en aşağılık savunma mekanizmasıdır. Yılanın zehiri kendini öldürür mü, kirpinin dikeni kendine batar mı? Ama siz düşünerek kendinizi öldürebilirsiniz. Düşünemeseydin, kendini öldürebilir miydin? Bilerek, bisikletten düşebilir misin? Ne kadar uğraşsan da, vücudun sana direnir. Ama düşünüp planlayarak, kendi benliğini kandırıp bisikletten düşmeni sağlayabilirsin. Düşünebilmen, hem en güçlü hem de sahibine zarar veren tek savunma mekanizmasıdır. Üzgünüm çocuk, ama bir karıncadan daha şanslı ya da daha özel değilsin. Benimle mücadele ediyorsun aklınca. Bilmelisin ki, nüfus planlamasını ben yaparım. Tek kalemde tüm soyunu ortadan kaldırırım. Bunu yapmama da az kaldı. Çünkü ben dünyada dengeyi sağlamalıyım. Sen dengeyi biraz daha bozarsan, seni yok eder dengeyi tekrar kurarım. Sana düşünmeyi ben öğrettim ama senin iyiliğin için söylüyorum; bu kadar düşünme be çocuk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder