24 Eylül 2010 Cuma

Gün Ağarmayacak

Kederim onsekizimin ilk günü başladı.
Kavuran yazın ortasıydı, tenim yapış yapıştı.
İşte o gün tanıdım hayatın kulisini.
Yarı makyajlı, yarı giysili, umursamaz aktrisler vardı.
Hayallerimin çok ötesinde bir mahalleydi burası.
Bir kulis için çok büyük, belki de yoktu sahnesi.
Abim beni silkeledi,”Erkek olacaksın.” dedi.
Çok heyecanlıydım, kimbilir belki sahneye çıkacaktım.
Ama bilemezdim tragedyanın baş aktörü seçildiğimi.
Sınavıgeçmem kısa sürdü, “erkek” bir sıvazlamaydı sırtımda.
Böbürlenmek, övünmek, tüm heyecanı çabucak bitti.
Ertesi sabah gazetede gördüm beni sınayan aktrisi,
Aidsli olduğu için polis yakalamış, rolü kötü kadın olmuştu.
Bense onun zehirli elmasını yiyen saf delikanlıydım.
Birden ışıklar söndü, sahnede yalnızdım, sadece uğultu vardı.
Hemen doktora koştum, “Ben bu rolü istemiyorum.” dedim.
“Oynamalısın.” dedi, “Üç aydan önce bilemeyiz.” dedi.
Söylemesi kolaydı; ama üç ay o rol, o karanlık benimdi.
İntihar senaryoları hazırladım, gidişim mükemmel olmalıydı.
“Önce bir şiir yazarım, sonra camdan süzülürüm.” dedim.
Rolüm gereği kimseyle konuşmadım, korkuyu tattım.
Üç ay sonra bittim doktorun yanında, umutsuzca sordum durumu.
Bu seferki daha yaşlıydı, belli ki usta oyuncuydu.
“Altı aydan önce bilemeyiz.” dedi, babacan bir tavırla gülümseyerek.
Boynum bükük eve döndüm; gözlerimde yaş, çocuk inadıyla.
Bir bu kadar daha oynayamazdım bu rolü!
Sıkılıyordum artık, herkes bana acıyor olmalıydı.
Üç ay daha geçti karanlık sahnede, gün ağarmıyordu.
Altıncı ayda başka bir doktora koştum son bir umutla.
Gülümseme ve anlayışla dinledi bütün senaryoyu.
Tüm karanlığı tekrar indirdi hiç acımadan.
“Bir yıl.” dedi; “Bir yıldan önce bilemeyiz.”
Yıkıldım, artık çok olmaya başlamıştı bu oyun.
Ne yapmıştım sınavda, neden beni seçmişlerdi?
O zaman anladım oyunun adının “Gün Ağarmayacak” olduğunu.
Camdan süzülürken haykırdım oyunun adını;
“Gün ağarmayacak!” ve perde kapandı.

Dark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder